22 Mar 2011

“MÜSLÜMANLARA ACİL ÇAĞRI!” (URGENT CALL TO MUSLIMS!)


“URGENT CALL TO MUSLIMS!”
"MÜSLÜMANLARA ACİL ÇAĞRI!”

“O Muslims! Now, let us cry and tingle!”

(Ey Müslümanlar! Artık ağlamayı ve sızlamayı bırakın!)

“PLAYED ON THE SENSITIVITY AGAINST ISLAMIC WORLD SHOW TRICKS AND THE CRUSADES.”
(İSLAM DÜNYASI ÜZERİNE OYNANAN OYUNLARA ve HAÇLI SEFERLERİNE KARŞI HASSASİYET GÖSTERİN.)

*

www.timeturk.com - 22 Mart 2011 Salı

Ey Müslümanlar artık ağlamayı ve sızlamayı bırakın! Virahaneye dönüştürülen İslam dünyasını işgallerden ve diktatörlerden kurtarmak için ayağa kalkın! İKÖ ve Arap Birliğini derhal ele geçirin! İslam Barış Birliği için ilk adımı hemen şimdi atın!

(O Muslims, let us no longer cry and tingle! Converted into the wreckage to recover the Islamic world dictators invasion and stand up! Take the OIC and the Arab Union immediately! Islam for Peace Take the first step right now!)

Mehmet Çelik / TİMETURK

Yaşanan olayları hep beraber canlı canlı izliyoruz. Bir kısmımız izlerken bir kısmımız da fiilen olayların içinde yaşıyor. Kan, göz yaşı, acı, feryad arş-ı âlaya dayanmış durumda. Ancak Müslüman olduğunu iddia eden bizler bu seslere kulak verme yerine başka işlerle meşgulüz. Kimimiz işte kimimiz aşta kimimiz oynaşta.

Halkı Müslüman olan devletlerin orduları bu yaşanan olaylara müdahil olamaz mıydı? İki tarafı da Müslüman olan bu çatışmanın arabuluculuğunu Müslümanlar yapamaz mıydı? İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) ne işe yarıyor? Neden başkalarından çözüm bekliyoruz? Neden biz çözmek için çalışmıyoruz? Neden? Neden? Neden? Teker teker gücümüz yoksa neden birlikte hareket etmiyoruz?

Konferanslar, paneller, açık oturumları tertip eden Müslüman ülkeler, cemaatler ve sivil toplum örgütleri, bu konuda neden bir şeyler yapmıyorlar?

“İslam Ortak Savunma Gücünü” oluşturmak için daha ne kadar müslümanın ölmesi lazım? İki Müslüman kişi, grup ya da devletin arasını bulmak için oluşturulacak “İslam Barış Gücü” için daha neyi bekliyoruz?

Yabancı devletlerin Müslümanlara müdahalesine karşı gelirken, neden bizler yaşanan bu menfur olayların çözümü için ciddi adımlar atmıyoruz? Birilerinden onay mı bekliyoruz? İzin vermelerini mi bekleyeceğiz?

Sahi bizler bir bedenin uzuvları gibi değil miyiz? Neden sadece seyrediyoruz? Neden çözümü gayr-i müslim devletlerden bekliyoruz? Bizler, Müslümanların arasını bulacak kadar becerikli, başarılı ve cesaretli değil miyiz? Hep tenkid mi yapacağız. Hep yapılanlarda yanlışlıklar bulup fikri rahatlamalar mı yaşayacağız?

Biz şu ayete inanmıyor muyuz?

“Eğer inananlardan iki grub birbiriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah’ ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. Eğer dönerse, artık aralarını adaletle düzeltin ve adaletli davranın. Çünkü Allah; adaletli davrananları sever.” (Hucurat:9)

Müslümanlar bu ayeti ve benzeri ayetleri sadece sevap kazanmak için mi okurlar? Allah’ın verdiği aklı daha ne zamana kadar kullanmaktan uzak duracaklar? Bilmezler mi ki; Allah hainleri ve aklını kullanmayanları sevmez.

Hani Müslümanlar birbirine hakkı tavsiye ederdi? Nerede? Bu tavsiyeler sadece camide mi yapılacak?

Dünya Müslümanlarına açık ve acil bir çağrıda bulunmak istiyorum. Ya şimdi birlik beraberlik içerisinde; “Ortak Savunma ve Barış Gücü” oluştururlar ya da “Basra harab olduktan sonra” ağlamaya, döğünmeye ve keşkelere sığınmaya devam ederler.

Unutmayalım ki; biz Müslümanlar Allah’ ın tüm sıfatlarına iman etmişiz. Ne diyordu Allah (C.C.): “İnsanlardan korkmayın benden korkun.”

Sahi biz ne zaman Allah’ın tüm emirlerine toptan sarılacağız?

HABER-FOTO: www.timeturk.com- 22 Mart 2011 Salı - 00:22

Hiç yorum yok: