9 Eyl 2010

BAHÇELİ, TRABZON'DA KONUŞTU

MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli 08.09.2010 Günü Trabzon’daydı. Bahçeli, “Anayasa Değişiklinin, Altında Ülkeyi Bölünmeye ve Çözülmüşlüğe Götüren gizli Tuzaklarla Dolu Olduğunu” söyledi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisince Trabzon Atatürk Alanı’nda 08.09.2010 Çarşamba Günü Saat 13.30’da düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, halkın yarın idrak edilecek olan yarın ki Ramazan Bayramı’nı kutladı.
Bahçeli konuşmasına şöyle devam etti:

"Sevgili Trabzonlular hepinizi saygıyla selamlıyorum. Ramazan-ı Şerifinizi ve Bayramınızı da tebrik ediyorum. Bu halk oylamasını önemsemeliyiz. 12 Eylül günü çok özel engeller yok ise mutlaka sandığa giderek tercihiniz ne ise o tercih doğrultusunda oylarınızı mutlaka kullanmalısınız. Çünkü bu ülke sizindir karar sizindir.

Böyle bir dönüm noktasında sağlıklı bir halk oylaması yapılabilirse elde edilen sonuç her türlü tartışmadan uzak tutulur ve böylelikle anayasadaki demokratik hakkınızı kullanmış olursunuz.

Özellikle sandığa giderek tercihini belirleyen vatandaşlarımız mutlaka oylarının da sahibi olmalıdır. Onun üzerinde oynanabilecek her türlü hileyi fesadı yanlışı, düzeltmek sizlerin elindedir.

Anayasa değişikliği toplumsal bir talep olarak ortaya çıkmıştır. Buna kimse kayıtsız kalamaz.

Bütün siyasi partiler bu anlayışta ise bunu bir sivil anayasa olarak bütün siyasi partileri bir araya getirip üniversitelerin değerli bilim adamlarının katkısını sağlayan toplumun taleplerine de karşılık bulabilen bir anayasayla Türkiye’yi lider bir ülke olarak görebilmek için zaruri olduğunu herkes kabul etmektedir.”

12 Eylül’deki referandumda çok özel engeller olmadığı takdirde, herkesin mutlaka sandığa giderek tercihi ne ise o yönde oy kullanmalarını isteyen Bahçeli,

“Bütün siyasi partilerin temsilcileri de oy kullanmadan sayımına kadar sandık başlarında olup milletin iradesine sahip çıkmalı” dedi.

Devlet Bahçeli, Milli Mücadele'den bu yana geçen süre içinde 1921 Anayasası ve 1924 Anayasası'nın bir devletin kuruluş felsefesini kavrayan bir anlayışla hazırlanmış anayasalar olarak Cumhuriyet'in temel niteliklerini ortaya koyarak, devletin işleyişini ve yapısını belirlediğini belirtti.

Bahçeli, şunları söyledi:

''Aradan geçen süre sonra 1961'de bir anayasa değişikliği daha yapılmıştır. Bir ihtilalden sonra, bir ara rejim sonrası bir anayasa ortaya konmuştur.

Bu, 1980 yılına kadar geçen süre içerisinde özellikle 12 Mart yine bir ara rejim benzeri durumların ülkede söz konusu olduğu bir ortamda değişikliklere uğramıştır. Fakat en son şu an için uygulanmakta olan anayasa, 1982 Anayasası'dır ve 12 Eylül 1980 ihtilali sonrası Danışma Meclisi tarafından Konsey'in yönetimiyle oluşturulmuş olan bir anayasadır.

Bugün ülkemizde yürürlükte bulunan anayasa budur. Bu anayasa bir ara rejim anayasasıdır. Bu anayasanın uygulanmasından toplumumuz, milletimiz memnun olmamıştır. Siyasi partiler hoşnut kalmamıştır, sivil toplum kuruluşları yeterli bulmamıştır ve vatandaşlarımız da yeni bir anayasa ihtiyacını ortaya koymuştur.

Böylelikle anayasa değişikliği toplumsal bir talep olarak ortaya çıkmıştır. Buna kimse kayıtsız kalamaz, böyle bir talebi karşılama ihtiyacını da hissetmezlik yapamaz.”

Bu anlayış içinde 1982 anayasasında 16 değişiklik teşebbüsü olduğunu belirten Bahçeli, şunları kaydetti:

''Bunlardan 15 tanesi gerçekleştirilmiş ve 1982 Anayasası'nın 85 maddesi bu 15 anayasa değişiklik paketi ile değiştirilmiş ve yeniden yazılmıştır.

Bugün için halk oylamasına sunulan anayasa değişikliği 17. değişiklik teşebbüsüdür.

Şimdi burada hangi siyasi partiden olursak olalım, ülkede bütün siyasi partiler bir uzlaşmayla anayasa değişikliğinden yana olduğunu açıkça ifade ediyor, bunu parti görüşü olarak ortaya koyuyor ise yapılacak olan anayasa değişikliği eğer anayasayı bir toplumsal uzlaşma belgesi olarak görüyor ve kabul ediyorsak uzlaşma zemininde, o iklimle bir anayasa değişikliğini düşünmenin ülkemiz için daha hayırlı olacağını bugünden ifade etmek mümkün olabilir.

Ama Mecliste özellikle 2007 milletvekilliği seçimleri sonrası yüzde 46 küsur oyla yani yaklaşık yüzde 47 oyla 341(!) milletvekiliyle TBMM'de temsil edilen ve tekrar tek başına iktidar olma imkânını bulan AKP yönetimi, böyle bir uzlaşma zemini arayacağı yerde kendisine göre bir çalışma başlatarak bugünkü aşamaya Türkiye'yi getirmiştir.''

Özellikle 2007 yılı sonrası 7 bilim adamıyla oluşturulan bir bilim kurulunun yeni bir anayasanın yazımıyla görevlendirildiğini belirterek, şöyle devam etti:

''Bu 7 bilimadamının uzun çalışmaları, sonrası Sapanca'da bulunan bir motelde AKP yönetimine sunulmuş ve böylelikle bir anayasa değişikliği Türkiye'nin gündemine taşınmış, ancak o günden bu güne kadar bu bilim adamlarının hazırlamış olduğu anayasa metni taslağı üzerinde herhangi bir uzlaşma zemini aranmamış, tartışma birden durdurulmuş ve ötelenmiş, belli bir süre geçtikten sonra bu taslakla bağdaşmayan ufak tefek benzerlikler içeren ama AKP yönetimi tarafından aniden TBMM'ne sunulan başlangıçta 29 maddeyle yeni bir anayasa değişikliği yani 1982 Anayasası üzerinde 17. değişikliği yapmak üzere bir paket sunulmuştur.

Bu Anayasa Komisyonu'na gelmiştir, oradan hızlı geçmiş Genel Kurula sunulmuştur, mart ayı içerisinde.''

Bu anayasanın değişikliği kapsamı hakkında başta AK Parti milletvekillerinin dahi bilgi sahibi olduğu kanaatini taşımadığını öne süren Bahçeli, şu görüşlere yer verdi:

''Bir avuç parti yöneticisi, Sayın Başbakan ve bir kısım danışma heyetiyle böyle bir değişiklik aniden Meclis gündemine getirilmiş, hiçbir şekilde diyalog kurma, uzlaşma arama hiç yapılmamış, siyasi partilerin varlığı kabul edilmemiş, onlar hiç dikkate alınmayarak Sayın Recep Tayyip Erdoğan Bey'in dayatmasıyla, şiddetli isteğiyle bir anayasa değişikliğiyle Türkiye muhatap kılınmıştır.

Şimdi bu gerçek üzerinde durduğumuz vakit, bu anayasaya uzlaşmaya dayalı bir anayasa diyebilir miyiz aziz Trabzonlular? Bu anayasaya sizin anayasanız, milletin anayasasıdır diyebilir miyiz? Öyleyse bu anayasanın bir adı olacaksa bu Recep ‘Tayyip Erdoğan anayasası ve AKP dayatmasıdır’.

Doğrusu biz bu anayasa değişikliği sürecini aynı zamanda bizim milli birlik ve kardeşlik projesiyle alakalı.

Bunun ilk adı: ‘Kürt açılım’ıydı. Tepki geldi: ‘Demokratik Açılım’ oldu, Tepki geldi: ‘Milli Birlik ve Kardeşlik’ adını verdiler. Niye böyle yapıyorlar? Siz değerli kardeşlerimi aldatmak için kelime oyunu yapıyorlar.

Aynı zamanda Sayın Başbakan yine tekrar ediyor. 3 Eylül 2010 Diyarbakır mitinginde 'Bakınız şimdi bu anayasa değişikliğiyle her şey bitmiyor daha geniş tabanlı bir anayasanın temelini açıyoruz' diyor Sayın Başbakan.

Neyin kapısını açıyorsun Sayın Başbakan? Neye öncelik veriyorsun? Sen orada, PKK'lıların hoşuna gidecek bir konuşma yapıyorsun. Genel affa karşıyım, Türkçe’nin yanına Kürtçe’yi koydurtmam diyebiliyor musun?”

Bahçeli, 2007 AKP seçim beyannamesinden bahsederek;

"Sizlere sunulan anayasa değişikliği geniş bir uzlaşma ile mi hazırlanmıştır? Hayır. Öyleyse burada gizli bir oyun, gizli bir gündem, gizli bir niyet var.

Anayasanın şu maddesi şudur, budur diyerek, eldeki devlet imkânlarını ve partinin kazanmış olduğu birçok değerlerle Türkiye'nin her tarafını bir mahalle baskısı alır gibi bir AKP baskısı altına alıp billboardları, yolları, televizyonları, basının arka sayfalarını bütünüyle 'evet' olarak bir propagandaya alet edenler toplumsal bir uzlaşmaya 'evet' diyenler midir?"

Bahçeli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bir televizyon programındaki demokratik açılımla ilgili konuşmalarını da hatırlatarak, şunları ifade etti:

"Demek ki bu anayasa size mutluluk, refah, sosyal ve ekonomik sorunlarınızı çözmek, devleti tam işler hale getirmek, yargı reformunu, YÖK'ü, RTÜK'ü baştan sona değiştirerek, dokunulmazlıkları kaldırarak sizin beklentilerinize cevap veren bir anayasa değişikliği değil; bir açılımın ‘bize göre; ihanet ve yıkım projesinin’ bir adımı olarak gizli tutulup, topluma takdim ediliyor."

Başbakan Erdoğan’ın, Diyarbakır mitinginde; ‘Bu anayasa değişikliğiyle her şey bitmiyor, 2011′de daha geniş tabanlı bir anayasa kapısının açılacağını’ söylediğini belirten Bahçeli, ülkenin bölünmesinin adımının atıldığını savundu.

Erdoğan’ın, o konuşmasında bazı Kürt sanatçı ve şairlerin isimlerini zikretmesini de eleştiren Bahçeli;

Niye Diyarbakırlı olan Ziya Gökalp’ten bahsetmiyor, Milli Şair Süleyman Nazif’i anmıyorsun.” diye konuştu. Bahçeli:

Diyarbakırlı Milli şair Süleyman Nazif niye diline almıyorsun. Demek ki burada bir gizli gündem Recep Tayyip Erdoğan'ın bir iyi olmayan niyeti var.

O zaman soruyorum Sayın Başbakan Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı Okyanus ötesinden ne baskı görüyorsun?

Haziran 2009 tarihli Anlantik ötesi rapor, içerisinde Türkiye’de açılımın nasıl yapılması gerektiği hakkında madde madde bilgi var. Bu rapor AKP’nin dayatmasıyla örtüşmektedir.

1982 anayasasının 36 yerinde Türk kavramı, Türk Milleti, Türk kültürü kullanılmıştır. Bu anayasa değişikliği için hazırlanan pakette bu maddeler 9'a indirilmiştir. Bu anayasada yani Türk Anayasasında Türk ismi silinmiştir

Bu tuzağa düşemeyiz. Türkiye'de bağımsız ve tarafsız bir yargıya ihtiyaç vardır demiyor da sadece ve sadece HSYK'yı bu yönüyle ele geçirmeye, kuşatmaya, kendilerine yandaş kişileri oraya yerleştirmeye çalışıyor.

Gün gelecek MHP ümüğünden sıkıp, seni yüce divanda yargılamaya gönderecek.

Değerli dava arkadaşlarım Aziz Trabzonlular çok önemli bir güne geliyoruz. Mecliste baskıyla mecliste muhalefetin sesine kulak vermeden onların uyarılarını dikkate almadan her 12 Eylül mağduriyetlerini bahane ederek, yalanla günlerini yandaş televizyonlarla zehir saçarken kendisinin geleceğini yeniden çizmeyi düşünen konu geliyor önünüze.

Trabzon'dan diyorum. Bölmeye karşı bölünmemek için elimizden geleni yapacağız. MHP ülkenin bölünmesinden yana değil. Bu tehlikeli gidişatın farkına varmak lazım. Bunlar yavaş yavaş bir korku paniğine kapılmışlar.

Hak İş Genel Başkanı ‘bunlar konsomatris’ diyor bazılarına. Bu sözünü yalayacaksın, Hak-İş Genel başkanı. Hayıra vesile olabilecek bir uyarıyı yapmamız lazım.

İşte MHP bu gerekçelerle hayır verilmesinden yanadır"

Bahçeli, anayasa değişiklinin altında ülkeyi bölünmeye ve çözülmüşlüğe götüren gizli tuzaklar olduğunu ileri sürdü.

Ülkücülerin referandumdaki oyunun ‘hayır’ olacağını ifade eden Bahçeli, ‘evet’ oyu kullanacağını açıklayan ülkücülere yüklendi:

12 Eylül ile hesaplaşacağız diyerek, bu yalanlara nasıl kapılabilirler.

AKP’ye ‘evet’ desteği vermenin utancını nasıl taşıyacaklar. Ülkücülerin oyu ‘hayır’ olacaktır. Bu gizli tuzağa düşmeyin.”
diye konuştu.

Bahçeli, anayasa değişikliğinin kabul edilmesi halinde Sevr’in hortlayacağını, Lozan’ın delineceğini savundu.


HABER ve FOTOĞRAFLAR: Muhammet YAVRUOĞLU


MİTİNGTEN BAZI FOTOĞRAFLAR:
























Hiç yorum yok: