2 Eki 2010

HIRSIZLAR PTT’Yİ SOYDU


Trabzon Akçaabat’a bağlı Doğanköy Beldesinde, PTT Acentesi  dün gece hırsızlar tarafından soyuldu.

Trabzon Akçaabat’a bağlı Doğanköy Beldesinde 25.07.2010 tarihinde hizmete açılan Doğanköy PTT Acentesi dün gece (01.10.2010 Cuma) hırsızlar tarafından soyuldu.


Gece kapıyı kırarak, içeri giren hırsız ya da hırsızlar para kasasında bir şey bulamayınca, sadece güvenlik kameralarının kayıt yaptığı bilgisayarı alarak, kayıplara karıştılar. Durum karşısında şaşkınlığını gizlemeyen işyeri yetkilisi Ayhan Civelek: ”Bilgisayarımı geri getirenden şikayetçi olmayacağım” dedi.


Sadece kamera kaydı yapılan bilgisayarın çalınması ise işyerine para için girildiğini, para bulunamayınca da görüntüleri yok etmek için bilgisayarın çalındığı şüphesini akla getiriyor.


Jandarma’nın olayla ilgili soruşturması sürmektedir.

Kaynak : www.muzura.net

AYŞENUR YAVRUOĞLU, AMELİYAT OLDU

Giresun Üniversitesi Öğrencisi Ayşenur YAVRUOĞLU, Trabzon Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Bölümünde bugün ameliyat oldu.


Giresun Üniversitesi Şebinkarahisar Meslek Yüksek Okulu Öğrencisi, Trabzon Akçaabat Doğanköy Beldesinden olan Ayşenur YAVRUOĞLU, bugün Trabzon Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Bölümünde sol karın bölgesinde oluşan bezmoid tümörün alınması için saat 08.00’de ameliyata alındı.


Ameliyat, Rize Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Trabzon Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Klinik Şefi Op. Prof. Dr. Erhan Reis, Op. Dr. Ali Güner ve Op. Dr. Gültekin Hos ve ekibi tarafından başarılı bir ameliyat gerçekleştirildi.


Saat 13.00 civarında ameliyattan çıkan Ayşenur’un durumu iyiye gitmektedir. Trabzon Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü 2. Kat, 235 no.da yatan Ayşenur’un ailesi, akraba, arkadaş ve sevenleri kendisini yalnız bırakmadı. Doktorların müsaade etmemesine rağmen durumdan haberdar olabilmek için ta uzaklardan sürüp Ayşenur’u bakmaya geldiler.


İnşallah Ayşenur çarçabuk iyileşerek, çok sevdiği okuluna en kısa zamanda başlayabilecek. Kendisine Allah’tan acil şifalar diliyoruz.


Bilgi almak için:


Hüseyin Yavruoğlu- 0536 8763622




HABER ve FOTOĞRAF: Muhammet YAVRUOĞLU

YÖK Başkanı Özcan: ”20 yıl içinde Türkiye'yi yok edebilirler”

ÇOK HAYATİ BİR UYARI…!!!


YÖK Başkanı Özcan, ABD ve İsrail'in domatese yerleştirilecek bir genle Türk milletini 20 yıl içinde yok edebileceğini söyledi.

Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, Nevşehir Üniversitesinin akademik yılı açılışı dolayısıyla Nevşehir Kültür ve Sanat Merkezi'nde düzenlenen törende yaptığı konuşmada, üniversitelerden çok daha fazla yayın, patent, yenilik, çevreyle, ülkenin ekonomik sorunlarıyla ilgili yenilikler beklediklerini söyledi.


Bir üniversitenin, içinde bulunduğu toplumun ihtiyaçlarından soyutlanamayacağını vurgulayan Prof. Dr. Özcan, YÖK olarak üniversiteleri değerlendirirken etrafına ne kadar faydalı oluşuna da bakacaklarını kaydetti.


Türkiye'de zaman zaman çeşitli adlarla grip salgını görüldüğünü, her seferinde büyük paralar sarf edilerek aşı ithal edildiğini anlatan Özcan, şöyle konuştu:


'Son olayda da gördünüz, aşıların büyük bölümü kullanılmadı, geri gitti ama biz büyük paraları yurt dışına transfer ettik.


Bu arada hiçbir üniversiteden şöyle bir talep gelmiyor: Madem bu kadar acil bir sorun var, insanlarımız ölüyor, her 6 ayda bir değişik şekilde karşımıza çıkıyor, acaba kendimiz bu aşıyı elde edemez miyiz?


Bir-iki üniversite çıksın, Başbakanımıza gitsin, 'Biz bu işi çalıştık, bu aşıyı ürettik, desteğe ihtiyacımız var' desin.


25 milyon lirayla böyle bir projeye başlamak mümkün oluyor. Bunu talep etsinler isterdim, ama hiçbir üniversiteden ses çıkmadı. Ses çıkmıyor, dışarıdan büyük miktarda ilaç alıyoruz, büyük miktarda serum alıyoruz, orada da ses çıkmıyor.


Tıbbi cihazların hemen hepsi dışarıdan alınıyor. 'Bunlar burada üretilemez mi?' diyen bir üniversite yok. Sağlık sektöründe çok büyük ilerlemeler oldu ama bağımlılıkta bir azalma yok.


Bence sağlıkta ve diğer sektörlerde bağımlılığı azaltacak olan üniversitelerdir.'


Türkiye'ye ABD ve İsrail'den domates ve buğday tohumu ithal edildiğini anımsatan Özcan, şunları söyledi:


'Ülkemizde yetiştirilen domates ve buğdayın tohumlarının büyük bir kısmı, yerli tohumumuz olmadığı için Amerika ve İsrail'den geliyor. Bir Türk aydını olarak bazen gerçekten kendimi çok küçük hissediyorum. Yani biz ihtiyacımız olan domates tohumunu bu ülkede üretemez miyiz?


Evvelden atalarımız bu tohumları kendileri üretip, yıllarca bu üretimin devamını sağlamışlar. Biz niye yapmıyoruz?


Tohumculukla ilgili bir araştırma enstitümüz olsa, buna birkaç üniversitemiz öncülük etse, fena mı olur?


Sonunun ne olacağı da belli değil. Bu domates tohumunu alıyorsunuz, artık genetik programlama diye bir şey var, içine bir genetik mekanizma yerleştirirler. Hiç bilmediğimiz hastalıklara kapılabiliriz. Böyle şeylerle, zamanla bir milleti yok edebilirsiniz.


Öyle bir şeyler yerleştirirler ki, 20 yıl içerisinde o tohumdan yiyen insanlar ölür. Öyle tehlikeler de var. Sadece 'aman paramız dışarı gidiyor' endişesiyle söylemiyorum. Üniversitelerimizin bu konularda bize yardım etmesini istiyoruz.'


Türkiye'de iki üniversitenin dünyadaki ilk 500 üniversite arasında yer aldığını belirten Özcan, şöyle devam etti:


'Üniversiteleri ölçmek için dünyada kullanılan sıralamalar var. Times'ın, yükseköğretim dünya üniversiteleri sıralaması var.


Geçen hafta çıkan bir yayında iki üniversitemizin çok büyük başarı elde ettiği ortaya çıktı. Bir üniversitemiz 112'nci, bir başka üniversitemiz de 183. oldu. Türk üniversitelerinin ilk 500'de yer almadığı eleştiriliyordu. İlk 200'de yer almaya başladı. Böyle büyük başarılar istiyorsanız, büyük finansal kaynakları yükseköğretime ve eğitime vereceksiniz.


Dünyada ekonomide 17. sıradayız, yabancı dergilerde yayımladığımız makaleler sıralamasında da 17. sıradayız. Ekonomiyle bir paralellik var. Ne kadar koyarsanız o kadar alıyorsunuz.'


Avrupa'daki üniversitelerin belirli standarda ulaşmak için birbirleriyle yarıştıklarını anlatan Özcan,


Okul dışında alınan kredilerin bir şekilde okul kredisi haline çevrilmesiyle ilgili bir sistem uyguluyorlar. Örneğin siz çalışıyorsunuz ama üniversiteye gidip, birkaç ders alabiliyorsunuz. O dersleri artırıp, lisans diploması almaya yetecek kadar kredi toplayabilirseniz, o üniversite size lisans diploması veriyor.


Biz de dışarıdaki iş tecrübelerini akademik kredilere çeviremiyoruz. Bu yönde bir eksiğimiz var. Onun dışında diğer Avrupa ülkelerindeki üniversiteler gibi elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. İyi bir yerdeyiz ve bu yerimizi koruyoruz' diye konuştu.


Timeturk yazarı ve Gıda Hareketi Başkanı Kemal Özer, aylar önce kaleme aldığı “Yıl 2023, zeki çocuklar ve bankadaki tohumlar” başlıklı yazıda YÖK Başkanının uyarılarını böyle hikâyeleştirmişti.


Konuyu değerlendiren Kemal Özer, “Biz söyleyince komplo teorisi diyenler şimdi ne diyecekler? Bu komplo teorisi değil, insanlığa kurulan ahlaksız bir komplodur" dedi.

(http://www.timeturk.com/ - Perşembe 30.09.2010 - 21.00)

27 Eyl 2010

ÇOCUK EVLERİNE ZİYARET

Bayan Kızılcık, ‘Çocuk Evleri’ne Misafir Oldu.


Trabzon’a geldikten sonra zamanının büyük bir bölümünü yaşlılar, yardıma muhtaç vatandaşlar ve çocuklara ayıran, Trabzon’da kadın dayanışmasına büyük katkı sağlayan ve bu yönde dernek kurup, birçok projeyi hayata geçiren Trabzon Valisi Dr. Recep Kızılcık’ın eşi Sema Kızılcık, bu seferde ‘Çocuk Evleri’nde kalan çocukların evine misafir oldu.


Beraberinde vali yardımcılarının eşleri ile Trabzon’un Boztepe Mahallesi’nde bulunan ‘Çocuk Evleri’nde yaşayan koruma altındaki çocukları ziyaret eden Bayan Kızılcık, yakından ilgilendiği çocuklarla bol bol sohbet etti.


Kendi yaptıkları pasta ve böreklerle ‘Çocuk Evleri’ne misafir olan Bayan Kızılcık ve beraberindekiler, çocuklara çeşitli hediyeler dağıttılar.

Bayan Kızılcık: “Devletimizin himayesi ve koruması altında bulunan çocuklarımızı sık sık ziyaret ediyoruz. Her zaman çocuklarımızın yanlarındayız” dedi.


Sözlerine devamla, “Çocuklarımıza burada aile ortamı sağlanmış, mutlu olduklarını gözlemledim. Her zaman kendilerini ziyaret ederek, kendilerine bir anne kadar yakın olmaya çalışıyorum” şeklinde konuştu.


Çocuk Evleri’nde çocuklarla birlikte kalan 3 bakıcı abla, anne ve öğretmenlere de seslenen Bayan Kızılcık, kendilerinin insan yetiştirme gibi çok özel bir görevleri olduğunu ifade ederek,


“Sizler, ülkemizin geleceği olan çocuklarımızın yetiştirilmesi gibi çok özel bir görevi icra ediyorsunuz. Geleceğimiz olan çocuklarımıza aile şefkatini, ev sevgisini ve komşuluk diyaloglarını aşılamalısınız. Bu çocuklarımız sizlere emanettir. Çok kutsal bir görevi icra ediyorsunuz. Bizler, üzerimize düşen ne varsa yapmaya hazırız” dedi.


Geleceğin teminatı olan çocukların daha iyi yetiştirilmesi için yeni yöntemler geliştirildiğine işaret eden Bayan Kızılcık, yurtlarda koruma altındaki çocukların aile ortamında yetişmesi ve sosyal hayata daha iyi uyum sağlamaları için Çocuk Evleri Projesi'nin çok güzel bir uygulama olduğunu da sözlerine ekledi.


Öte yandan ‘Çocuk Evleri’ projesi kapsamında Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) Genel Müdürlüğü'nce Trabzon'da belirli mahallelerde kiralanan 4 ev bulunuyor. Her evde SHÇEK yurtlarında kalan 6'şar çocuk kalırken, çocukların bakımı için de 3 bakıcı abla, anne ve öğretmen görev yapıyor. (V.B.)

25 Eyl 2010

Trabzonlu Kadınlardan 319 Bin Avroluk Proje

AB destekli Kız Teknik Öğretim Olgunlaşma Enstitüsü ve Pratik Kız Sanat Okulu’nun 319 Bin Avro’luk “EL EMEĞİ GÖZ NURU KADININ KURTULUŞU” adlı projenin tanıtımı yapıldı.


Kız Teknik Öğretim Olgunlaşma Enstitüsü’nde düzenlenen tanıtım etkinliğine Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Faruk Nafiz Özak, Trabzon Valisi Dr. Recep Kızılcık ve eşi Sema Kızılcık, Trabzon Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Turan, Milli Eğitim Müdürü Selim Yavuz Sandıkçı, proje ekibi ve davetliler katıldı.


Trabzon’un her dönem önemli bir sanat, kültür, eğitim, spor, ticaret ve turizm şehri olduğunu ifade eden Devlet Bakanı Özak, Trabzon’un bugününün iyi, geleceğinin de çok iyi olacağını söyledi. Trabzon’un Türkiye’de yaşanabilir 4. şehir olduğunu belirten Bakan Özak, bu duruma kadınların etkisinin büyük olduğunu kaydetti. Mesleki eğitimin önemine de değinen Bakan Özak,

“Mesleki eğitimle bayanlar hem üretiyorlar, hem mutlu oluyorlar, hem de elde ettikleri gelirle yavrularını okutuyorlar. Bu durum, Ulu Önder Atatürk’ün hedef gösterdiği muasır medeniyetler seviyesine çıkmamıza da katkı yapmaktır” dedi.

Trabzon Kız Teknik Öğretim Olgunlaşma Enstitüsü ve Pratik Kız Sanat Okulu’nun hazırladığı “EL EMEĞİ GÖZ NURU KADININ KURTULUŞU” projesinin yöremizin el sanatlarının geliştirilmesi, çağa uyarlanması ve bunların pazarlanma imkanlarının arttırılması açısından çok önemli bir proje olduğunu kaydeden Vali Kızılcık,

“Kadınlarımızın iş hayatında, ticari hayatta, sosyal ve kültürel hayatta daha görünür ve daha aktif katma değer oluşturan bireyler halinde yaşamlarını idame ettirmeleri için çok önemli bir projenin açılışında bir araya gelmekten büyük mutluluk duyuyorum” dedi.

Kadınların sosyal, ekonomik ve ticari hayatta daha aktif yer almaları gayesiyle 4 gün önce de 100 Bin Avro’luk bir projeyi hayata geçirdiklerini belirten Vali Kızılcık,

“Özellikle kamu kurum ve kuruluşlarının, sivil toplum örgütlerinin ve toplumun tüm kesimlerinin Avrupa Birliği ile uyum sürecimizde bir geçiş dönemini yaşadığımız şu aşamada ülkemizde hem zihni anlamda bir değişimi, hem de iş yapma yönetimimizi, daha projeye dayalı, daha rasyonel temellere dayalı olarak gerçekleştirmekteyiz” ifadelerini kullandı.

Artık kamu kurum ve kuruluşlarına gidip, biz sizden şunu istiyoruz, şunu bize verin döneminin geride kaldığının altını çizen Vali Kızılcık, konuşmasına şöyle devam ederek;

“Artık proje çağında, proje döneminde yaşıyoruz. Dolayısıyla ne yapmak istediğimizi, nasıl yapmak istediğimizi, hangi maliyetle, hangi zaman dilimi içerisinde gerçekleştirmek istediğimizi; projelerimizi teknik danışmalar yardımıyla hazırlayıp ilgili kurumlara verdiğimizde onlar kabul görmektedir.

Böylece hem fonları veren kurum ve kuruluşlar kaynağın nereye harcandığından emin olmakta, hem de bu kaynağı kullanan kurum ve kuruluşlar ile sivil toplum kuruluşları da ne yaptığını, nasıl yaptığını ve hedeflere ne ölçüde ulaşıp ulaşmadığını da değerlendirme imkânına kavuşmuş oluyor” dedi.


Trabzon Kız Teknik Öğretim Olgunlaşma Enstitüsü ve Pratik Kız Sanat Okulu’nun hazırladığı ve 30 Temmuz 2010 tarihi itibari ile yaşama geçen projenin süresi 12 ay olup, amacı ise yörede kadın istihdamının arttırılması ve kadınların iş hayatına aktif katılımlarının sağlanmasıdır.

Proje kapsamında Trabzon il ve ilçelerinde bakım sorumlulukları nedeniyle işsiz kalmış ya da tarım sektöründe çalışan 15–50 yaş arası 165 kadına bölgesel özellikli, yöresel el sanatları ve girişimcilik eğitimleri verilecek, başarılı olan kursiyerlerin rol alacağı bir üretim ve ürünlerin satılacağı bir merkez modeli oluşturulacaktır. (V.B.)

87 İstiklal Şehidi Dualarla Anıldı


Trabzon’un Araklı İlçesi Yeşilyurt Belediyesi bu yıl birincisini düzenlediği İstiklal şehitlerini anma töreni istiklal şehitliği mevkiinde yapıldı.



Bu yıl yapılan törenlere Araklı Kaymakamı Avni Kula, Araklı Belediye Başkanı Recep Çebi, Araklı Milli Eğitim Müdürü Ahmet Güzeldal, Trabzon İl Müftüsü Veysel Çakı, Araklı Müftüsü İlyas Öztel, Araklı Çankaya Belediye Başkanı Burhan Akyıldız, Araklı Erenler Belediye Başkanı Ömer Bektaş, Yomra Oymalıtepe Belediye Başkanı Metin Şahin, Sürmene Oylum Belediye Başkanı Erdal Akduman, Araklı Askerlik Şubesi, Araklı Jandarma Komutanı komşu ilçelerden gelen davetliler katıldılar.


1916 yılında Birinci dünya harbinde Osmanlı Rus savaşları doğu Karadeniz’de hızlandı. Rus askerleri Yeşilyurt ve Yılantaş çevrelerinde hızla artmaya başladı. Kısıtlı imkanlarla direnmeye çalışan askerlere yardım için Çanakkele’den gelen 87 vatan evladı burada şehit düştü.

Rus Ordusunun Komutanı olan kadın, Türk askerleri tarafından atının üzerinde vurularak öldürüldü. Çanakkale’den aylarca yürüyerek Trabzon’a savaşmaya gelen Jandarma Taburunun askerleri 1 Subay; 2 astsubay ve 84 erin anısına Milli Savunma Bakanlığı tarafından istiklal tepesinde anıt yapıldı. Artık her yıl burada tören yapılacak. Yeşilyurt beldesindeki törende konuşan Belediye Başkanı Hüseyin Kalaycı duygularını aktarırken şöyle dedi:


“Kıymetli misafirler biz bugün burada, bir daha dönmemek üzere gidenleri, tarihin yazdığı en gerçek, en şerefli kahramanları yad etmek için, beldemiz şehitlerini ve onların şahsında bütün şehitlerimizi anmak üzere toplanmış bulunuyoruz.


1916 yılında bu toprakları bizlere vatan olarak bırakabilmek için henüz ömrünün baharında olan 87 vatan evladının Çanakkale’den gelerek, Belde halkı ile beraber verdikleri varoluş mücadelesine yazılan kahramanlık destanını anlamak, anlatmak üzere buradayız.


Eğer amaç vatan savunması ise, eğer amaç hürriyet davası ise, bir ölüm kalım mücadelesi ise buna savaş diyemeyiz. Ve Bunu anlatmak boynumuzun borcudur. Çünkü vatan dediğimiz bu toprak, diyeti ağır ödenmiş bir topraktır.

Yokluğun varlığı, maneviyatın maddiyatı yendiği, şan, şeref ve zaferle dolu tarihimizi unutmamalıyız ve unutturmamalıyız. Geçmişte çekilen çileleri bilerek, tarihimize, vatanımıza ve bayrağımıza sahip çıkmalıyız.”



(TAKA GAZETESİ)

24 Eyl 2010

Hacısalihoğlu yılın iş adamı


Hemşehrimiz: Hacısalihoğlu, Milli Prodüktivite Merkezi'nce ''2009 Yılının İş Adamı'' seçildi  


Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Yönetim Kurulu Başkanı Suat Hacısalihoğlu, Milli Prodüktivite Merkezi'nce ''2009 Yılının İş Adamı'' seçildi.


Milli Prodüktivite Merkezi'nden Hacısalihoğlu'na gelen yazıda, merkez yönetim kurulunun 1988 yılından bu yana düzenli olarak ''yılın iş kadınlarını ve iş adamlarını'' belirlediği ifade edildi.


Bu belirlemede, iş kadınlarının ve iş adamlarının gerçekleştirdikleri başarılı çalışmalar, verimliliğe katkıları ve Milli Prodüktivite Merkezi ile yaptıkları işbirliğinin esas alındığının vurgulandığı yazıda, ''2009 Yılının İş Adamı'' olarak Hacısalihoğlu'nun da seçildiği belirtildi.


Yazıda, ödül töreninin 2-5 Kasım tarihleri arasında Antalya'da yapılacak ''16. Dünya Verimlilik Kongresi'' kapsamında düzenleneceği kaydedildi.

Hacısalihoğlu; konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, Trabzon adına gururlandığını belirterek, ''Ödülü Trabzon iş dünyası adına alacağım. Onur verici bir ödül'' görüşünü bildirdi.

Sayın Hacısalihoğlu’nu ve ekibini tebrik eder, başarılar dileriz.



(www.haber61.net - 23 Eylül 2010)