13 Ağu 2011

TÜRKİYE’NİN DÜNYADAKİ VARLIĞI ÖRNEK ALINMAYA BAŞLANDI MI?


Araştırmacı Yazar MUSTAFA YAZICI Yazdı…


Türkiye son beş yılda dünyada ağırlığını hissettirmeye başlayalı varlığı her yerde örnek alınmaya başlandı. Umarız bu beynelmilel, küresel ve evrensel fors devam ederek daha büyük boyutlara ve ufuklara ulaşır. Nazar değmez inşallah!


Fakat, su uyur düşman uyumaz atasözünü hiç unutmayalım, daha büyük tedbirler alalım.. İnsanoğlu kendisine tertemiz teslim edilen dünyayı, teslim edene teslim olmayarak ve verilene kanaat etmeyerek 21.Yüzyılda ne perişan hale getirdi. Onlara örnek gösterilen Peygamberleri örnek almadılar, indirilen kutsal kitapları rehber edinmediler.. Hem cinslerini, peygamberlerini bile katlettiler, aç susuz bıraktılar, cehalete kurban ettiler, sömürdüler, hatta kâinat sofrasından kovdular.. İnsanlara mutluluk vermeyi beceremediler, olanı da yok ettiler. Allah rızasına, Peygamber Sünnetine cüzide olsa yakın, mutluluk devletleri kurmaya çalışanları da devirdiler.. Ülkeleri bile köleleştirdiler.. Kendilerini de şeytan devletleri yerine süper devlet ilân ettiler.


İşte bugünkü Afrika devletleri bu şeytan devletleri yüzünden açlıktan ölmektedirler..Kabahati de sun’i “kıtlık” icâd ederek kıtlığa fatura ettiler.. Vahşetlerine devam ediyorlar..


Peki, melek devletleri nerede?


Melekler şeytanlardan güçlüdürler.. Bütün şeytanların gücü bir Mikâil A.S’ın gücü etmez..


Fakat toplumlar Allah ve Peygamber yolunu tutmadıkça melekler onlara yardım etmiyorlar.. Sorun burada..


İnsanlar yine –Kur’ân-ı Kerîm’in tabiriyle- fevç fevç (dalga dalga, kitleler halinde) Yüce Allahın (C.C.), Kitabının ve Peygamberlerinin emirlerine koşmaya başladığında, meleklerin safına geçmeye yöneldiğinde şeytanî zihniyetlerin sistemleri birer birer çökecek ve mutlu toplumlar ortaya çıkacaktır. Ayyaşlarla, katillerle, hırsızlarla, sapıklarla, manyaklarla dolu toplumlarda kim mutlu olabilir?


Sadece açlığı ve susuzluğu gidermede değil, zararlı alışkanlıkları yok etmede, cehaleti def etmede, gerçek barışı ve saadeti getirmede de Peygamberlerin, evliyaların ve meleklerin tarafını tutmalıyız?


Çünkü: Hz. Peygamberin ümmeti için, bütün insanlık için Yüce Allah’a dua ettiği Hadis-i Şerîfe göre; âhir zamanda eski devirlerde olduğu gibi gökten taş yağmayacaktır. Alev azapları gelmeyecektir. Dünyada açlık-susuzluk ve kıtlık olmayacaktır. Duasının bu iki maddesini Âhir zaman Peygamberi Hz Muhammed (S.A.V.) Yüce Allah’ın kabul ettiğini haber vermiştir.


Duasının üçüncü şıkkındaki: “Ya Rabbi benim ümmetime ihtilâf da verme” kısmı ise kabul edilmemiştir.


Yüce Allah(C.C.) cevaben “Size Tevhîd dini İslâm’ı verdim. O’na uyunca hiçbir ihtilâf olmaz” buyurmuştur.


Yani, âhir zamanın, vahşeti, mutsuzluğu, kirlilikleri hep fitne-fesat ve ihtilâftan olacaktır. İşte Afrika’daki kıtlığın ve açlığın asıl sebebi bu ihtilâfı sistemleştiren sömürgeci devletlerdir. Afrika’yı vaktiyle kısmen de olsa mutlulaştıran Osmanlı devletini de onlar yıkmışlardır.


Çünkü: Melek sistemi gelirse şeytan sistemi toplumları bozamaz.. Alyuvarların güçlü olduğu bünyelerde mikroplar perişan olur.. O’nun gibi toplum bünyeleri de sosyolojik olarak düzelir..


Şu mübârek Ramazan-ı Şerîf ayında savaş çıkartanlar kimler? Kıtlık ve açlık çıkartanlar kimler? Aids hastalığı hangi zihniyetin sapıklığından çıkmıştır? Elbet nefis ve şeytanın haram tanımayan zihniyetlerinden..


Şimdi Türkiye; haçlı batı zihniyetinin vaktiyle ona verdiği yaralara rağmen, yeniden hem İslâm âlemine ve hem de bütün dünyaya örnek bir barış, yardım ve insanlık harekâtı başlatmıştır. Aslında bu, şerre “DUR” deme harekâtıdır. Bu nedenle bütün mazlum ülkeler bu konuda Türkiye’yi örnek almaktadır. Bu çağımızda dünyada ilk defa görülen bir olaydır. Fakat, riskleri çoktur..


Zira küfrün aldatma metotları iptal olmakta, ekonomileri sakatlanmakta, krize düşmekte, açık vermektedir. Bâtılın yok olmaya mahkûm olduğu Yüce Allahın va’didir. Hiç şaşmaz..


Bağımlı ekonomiciliğin kötülüğüne bakınız ki AB ve ABD devletleri sarsıldıkça Türkiye’ de sarsılıyor. Merkez Bankası iki defadır krizleri teğet geçirtmeye çalışıyor. Çünkü: Türkiye de henüz tam bağımsız değil.


İnşallah olacaktır. Bu nedenle sömürgecilere karşı ülkemizi tam savunmalıyız.


Somali Devlet Başkanının Türkiye’nin başlattığı örnek yardım harekâtının bütün dünyaya örnek olduğunu bütün dünyaya haykırması; Türkiye’nin varlığının örnek alınmaya başladığının en güzel ve müşahhas ispatıdır.


Düşmanlarımız varsın beğenmesin. Kazdıkları çukurlara kendileri düşmeye nice zamandır başladılar bile. Elbet bükemedikleri bileği öpeceklerdir…


Ne var ki, şuna da dikkat edelim: Kendi kulelerini kendileri vurarak Müslümanları suçlayan şeytanî sistemler şimdi sömürdükleri Afrika’daki faturayı da Türkiye’ye ödetmeye çalışıyorlar. Tıpkı Libya ve Filistin’de vurdukları yaralıları Türkiye hastanelerinde tedavi ettirdikleri gibi.. Bu da Türkiye’yi mahvetmek için ayrı bir masraf taktiğidir.


Fakat bizler bu oyuna gelmeden Osmanlı gibi Afrika medeniyetini yeniden kurma kardeşliğini esas almalıyız. Onların istediği bütün dünyaya kendi sistemlerini getirmektir. Osmanlıyı nasıl iç isyanlarla ihtilâfa düşürterek ve çok cepheler açarak çökertti iseler, Afrika’yı da Tunus’tan beri gelen isyanlarla mahvediyorlar. Mesele budur.


Milâttan önceki zehir milâttan sonra bal olur mu ki bunların küresel zihniyetlerinden fayda gelsin? Artık batı ve dış güçler kendi bâtıl sistemlerinin bâtıllığını kabul edip imana gelmeli ve bunun medeniyeti bütün dünyada kurulmalıdır.


İflâsları asıl zihniyetlerinden gelmektedir. İslâm’a dönüşten başka çâreleri yoktur. Yüce Allah(C.C.): “Dünyanın sonu kimindir, kâfirler bileceklerdir” buyurarak bunu da asırlarca önce haber verdi.


Şimdi o zaman geldi. Erzurumlu büyük Âlim İbrahim Hakkı (Rh. A.) Hazretlerinin deyimiyle diyoruz ki: “GÖRELİM MEVLÂM NEYLER NEYLERSE GÜZEL EYLER..”


Araştırmacı Yazar
MUSTAFA YAZICI-11 Ağu 2011 Perşembe